Elimde iki adet mulaj var. Biri disidroz digeri de tinea pedium klinik tablolarini tasvir ediyor. Pleksi ile kaplanmis, dikdörtgen seklindeki bu mulajlari kimin yaptigina dair ne önde bir imza ne de arka yüzde bir yazi var. Ben bunlari çok seviyorum, muayenehanemde, önümdeki camekanli dolabin içinde duruyorlar ve ben sik sik bunlari elime alip bakiyorum. Ayrica bu mulajlari bahane ederek 133 numara ile Sanal Türk Dermatoloji Müzesi’nde (STDM) bir belgede hazirlamistim. Daha sonra kiymetli kardesim Doç. Dr. Fatih Göktay Paris’e gezmeye gidiyorken beni aradi bir sey istiyor musun diye. Ben de ona Saint Louis Hastanesi’ndeki ünlü müzeyi gezmesini ve bilhassa mulajlari dikkatle tetkik etmesini istedim. Bu kendisi için müthis bir deneyim olacakti. Ayrica Türk dermatolojisinin ilk hocalarindan Prof. Dr. Celal Muhtar Özden’e ait olan bir olgunun mulajlari bulundugunada isaret etmistim. Sevgili Fatih tüm müzeyi dikkatle gezmenin yaninda mulajlarin bulundugu bölgeye özel bir ilgi göstermis ve Jules Baretta’nin elinden çikma binlerce mulaj arasindan çok sayida mulaji fotograflama firsati bulmustu. Dönüsünde bunlari benimle paylasti. Ben de sizlerle STDM’nin 533 numarali belgesinde paylasmistim. Bu arada benim bir ziyaretim oldu Çapa’ya. Yeni Anabilim Dali Baskani olan Prof. Dr. Afet Akdag Köse ile bir belge hazirlamak için. O sirada Prof. Dr. Can Baykal ile büyük salonda sohbet ediyorduk. O anda iki gözlü, ahsap, cilali, iki camekanli büyük dolaplar dikkatimi çekti. Içi mulajlarla dolu idi. Ben bu salona ilk kez Prof. Dr. Osman Yemni’yi ziyaretimde gelmistim. Onun vefatindan sonra kürsü direktörü olan Prof. Dr. Nevzat Öke zamaninda sik sik gelmistik bu salona, çünkü aylik bilimsel toplantilarimiz hemen daima burada yapiliyordu. Daha sonra Prof. Dr. Türkan Saylan ve Prof. Dr. Ahmet Murat’in baskan oldugu dönemlerde çesitli vesilelerle gelip gitmisimdir. Ancak hatirladigim kadari ile bu camekanlar eski kitaplar ile dolu idi. Sevgili Can son zamanlarda yeni bir düzenleme ile bu sekle getirdiklerini söyledi. Vitrinlere bakarken el sirtinda bir epitelyoma mulaji dikkatimi çekti. Altinda Y. Dimoglu imzasi vardi. Sevgili Can’a bu sahsi (Dr. Yorgi Dimoglu’nu) tanidigimi hatta kendisi ile bir söylesi yaptigimi anlattim. Yüz kirk bes numarali belgede de bunlari sizlerle paylasmistim. Ancak Yorgi Bey böyle bir yetenegi oldugundan bahsetmemisti. Bu yüzden sevgili Can’dan bu mulajin güzel bir fotografini bana göndermesini rica ettim. Daha sonra yine güzel bir gelisme oldu. Dermatose dergisinin basili kagittan, elektronik dergiye dönüsü sirasinda STDM’de yeni bir belge hazirliyordum. Bu derginin 2005 yilina ait 4 sayi kapak fotograflari dikkat çekici idi. Har kapakta birer mulaj fotosu vardi. Açiklamalari iç sayfalarda oldugu için dikkati çekmiyordu. Ancak sonralari farkina vardim ki 1 ve 2 fotolar yabanci bir kaynaktan temin edilmisken, 3. ve 4. fotolar Istanbul Üniversitesi Tip Fakültesi, Dermatoloji ve Tip Tarihi Anabilim Dali’ndan alinmisti. Üçüncü kapak fotografinin Dermatoloji Klinigi müsaadesi ile alindigi ifade edilirken, mulaji Halit Aybars’in yaptigi yazilmisti. Iste size enteresan bir bilgi daha. Meslektasimiz Dr. Halit Aybars hakkinda birçok belgeye sahip olmamiza karsilik bu yönde bir bilgimiz yoktu. Konuyu tekrar Can Bey’e sordum ve mümkünse baska fotograflari da dikkatle tetkik edip fotograflamasini istedim. Kendisine buradan sonsuz tesekkürlerimi sunuyorum. Sevgili Can Hoca büyük bir özveri ile mulajlari tek tek tetkik edip, bana kaliteli fotograflarini gönderdi. Bu arada çok enteresan bir de tespiti oldu. Camekanlarda 7-8 tane “Baretta” imzali mulaj vardi. Inanilmaz bir seydi. Saint Louis mulajlarini yapan Jules Baretta’nin mulajlari bizde idi. Hem de aynen Saint Louis müzesindeki gibi kenarlarindan raptiye ile tutturulmus pirinç ya da karton plakalar ile ve de ayni karakterde yazili olarak. Bu müthis kesfin maalesef arkasi bir meçhul. Bu mulajlar buraya ne zaman, kimin tarafindan getirildi. Hiçbir kayit ve kaynak yok. Benim tahminim Fransa’da ihtisas yapmis birçok meslektasimiz var (Robert Abimelek, Harun Çiprut, Osman Kamil Galatali vs.). Muhtemelen kendileri ya da aileleri tarafindan bagislanmis olabilir. Klinik yönetimi tarafindan alinmis olsalardi eger, mutlaka nesilden nesile dillendirilir, bir sekilde duyan bilen olurdu. Oysa tam tersi. Istanbul Üniversitesi Tip Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dali büyük salonunda sergilenen Jules Baretta imzali mulajlar Baretta’nin imzalari bazi mulajlarda çok iyi görünmüyor. Zaman asimina bagli olarak bu tarz küçük asinmalar oluyor dogal olarak. Ancak asagida gördügümüz “Kseroderma Pigmentosum” mulajinin sag yaninda bu imza daha rahat seçiliyor. Biraz daha büyütmek suretiyle bu imzanin daha rahat okunmasini sagladim. Sag tarafta resmi bulunan Jules Baretta (1833-1923) ise bir kalip ustasi. 1863’de Saint Louis’de göreve geldiginden itibaren emekli oldugu 1913 yilina kadar 2000’den fazla eser üretmistir. Kendisinin gizli tutulan bir formülü oldugu söylenir. Kendisine bu hizmetleri dolayisi ile ‘Légion d’Honneur’ madalyasi verilmistir. Simdi baktigimizda Çapa Dermatoloji’de büyük salonda antik dolaplar içinde sergilenen 50 kadar iyi durumda muhtesem bir mulaj kolleksiyonumuz var. Bir kismi dünyaca ünlü mulaj uzmani Baretta’nin elinden çikmis, bir kismi da bizden birilerinin eseri. Kaldi ki Jules Baretta tip doktoru degil, bir sanatçi, oysa Dimoglu ve Aybars birer dermatolog. Artik burada bir koleksiyondan degil tam bir ‘Mulaj Müzesi’nden söz etmek gerekir. Bu yaziyi hazirlarken internetten yaptigim arastirmalarda bazi tip fakültelerinin (özellikle Tip Tarihi bölümlerinde) çok güzel mulaj müzeleri oldugunu gördüm. Bunlardan Zurich Mulaj Müzesi ve Nürunberg-Erlangen Medikal Mulaj Koleksiyonu dikkat çekici. Bu gizli hazinemiz ile ilgili olarak verecegim bilgileri burada tamamlarken, Çapa’daki degerli koleksiyonun daha da zenginlesmesini (bagislar veya satin alim yoluyla) ümit eder, yolu Çapa’dan geçen tüm meslektaslarimizin bu koleksiyonu görmesini tavsiye ederim.